Vücut kokumuz büyük oranda genetik faktörler tarafından belirleniyor ve uçucu organik bileşikler tarafından havaya yayılıyor. Bununla birlikte gün içinde yediklerimizde (örneğin ağır baharatlar veya sarımsak) bulunan uçucu kimyasallar bu kokunun kimliğini değiştirebiliyor ya da baskılayabiliyor.

Ayrıca vücut kokumuzu maskelemek yada değiştirmek için kullandığımız deodorant ya da parfümler de bunlara karışarak kendine has bir karşım meydana getiriyor.

Vücut kokusunu oluşturan organik bileşiklerin sayısı binlerle ölçülüyor ve bunlar her insanda farklı bir birleşime sahip olduğundan, hepimiz gittiğimiz her yere imzamızı da taşıyoruz.

Aile bireyleri veya bir arada yaşayan insanlar zaman içerisinde birbirlerinin vücut kokusuna alışabiliyor ve yabancı vücut kokularının farkına varabiliyorlar. Yani sadakatsiz eşlerin vücutlarına sinen kokulardan ötürü yakayı ele verme durumu tamamen bir efsane değil.

Bizimkinden daha hassas burunlara sahip canlıların, örneğin polis köpeklerinin kişisel eşyaları kokladıktan sonra aynı kokuyu taşıyan şahısları bulmasına izin veren de işte vücut kokumuzun eşsiz benzersizliği.

Bu durumun tek istisnası aynı ortamda yaşayan, aynı parfümü kullanan ve aynı besinleri tüketen tek yumurta ikizleri. Onlar tıpatıp aynı genetik kodu paylaştıklarından kokuları da aynı.