Tıbbın Geleceği Elektrosötikler

BİLİMSAĞLIKTEKNOLOJİ

Written by:

İlaçları Bir Kenara Atıp Elektrikli Alternatiflere Mi Yönelmeliyiz?

Bir çoğumuz kronik hastalıkların tedavisi için hiç düşünmeden ağzımıza bir ilaç atıveririz. Oysa Avrupa Birliği’ nin sunduğu en güncel veriler gösteriyor ki, 28 üye ülkede 15 yaş ve üstü insanların %49′ u reçeteli ilaçları gerekenden fazla kullanıyor. Bununla birlikte, biyoelektronik teknolojilerinin çıkışı ve gelişimiyle hap kullanımı bazı hastalıklar için tarihe karışabilir.

Vücut parçalarını onarmak, eski haline döndürmek ya da onların yerini almak üzere vücuda yerleştirilen elektrikli aygıtlar, yani implantlar 1950′ lerden beri doktorlar tarafından kullanılıyor. İlk kalp pili 1958′ de 43 yaşında bir erkeğe, kardiyak aritmi (kalp ritmi düzensizliği) sorununu gidermek için takılmıştı. O günden beri duyma ve görme gibi duyuları tekrar kazandırmak ya da diyabet hastalarında ensülini düzenlemek gibi amaçlarlar aygıtlar üretildi. Ne var ki son yıllarda kronik durumların tedavisinde “elektrosötik” aygıtların kullanımı yaygınlaşıyor. Elektrosötik aygıtların temelinde, vücuttaki farklı sinirleri uyarmak için düşük enerjili elektrik akımları kullanmak ve böylece epilepsi ya da eklem iltihabı gibi bir dizi fiziksel hastalığın belirtilerini azaltmak yatıyor. Harici olarak kullanılan aygıtlarla ilgili yakın zamanda yapılan araştırmalar, bunların depresyon ve kaygı gibi akıl sağlığı sorunlarında bile tedavi olarak kullanılabileceğini gösteriyor ki bu çok heyecan verici bir olasılık.

Vagus Sinir Uyarıcısı (VNS)
Epilepsi Tedavisi İçin Cilt Altına Yerleştirilen Cihaz

Kimyasal ilaçların en büyük dezavantajı, yol açabildikleri potansiyel yan etkiler. Bu yan etkiler çoğunlukla da ilaçların yalnızca istenilen hedefe değil, vücuda girdikten sonra birkaç organı birden etkilemesinden kaynaklanıyor. Elektrosötik tedaviler, belli organlara giden belli sinirlere odaklanabildikleri için yan etkileri azaltıyor ve daha isabetli bir yaklaşım sunuyor. Örneğin elektosötik teknolojinin en yaygın kullanım alanlarından biri, bir vagus sinir uyarıcı (VNS) aygıtıyla epilepsi (sara hastalığı) tedavisi.

Epilepsi, sinirlerin vücudun farklı bölgelerine sinyal yollanırken anormal biçimde “ateşlendiği” için değişen derecede nöbetlere yol açan bir hastalık. Sadece İngiltere’ de bu hastalıktan etkilenen 500.000′ den fazla insan var. VNS aygıtları yapay elektriksel uyarım sayesinde bu belirtilere başa çıkmaya yardımcı oluyor. Cildin altına yerleştirilen ve boyundaki vagus sinirine bağlanan, kalp pili benzeri küçük bir jeneratör, düzenli aralıklarla boyundaki bir terminale elektrik sinyalleri yolluyor. Bu uyarım da vagus sinirleri aracılıyla beyne gönderilen elektrik sinyallerini düzenleyerek nöbetleri azaltıyor. Hasta nöbet geçirdiğinde ya da geçireceğini anladığında elindeki mıknatıslı implantın jeneratörüne yaklaştırarak daha fazla elektrik sinyali üretilmesini sağlıyor ve bu da nöbeti engelliyor yada geçirilen nöbetin süresini çok çok aza indirgiyor.

Beyin Üzerinde Yapılan Elektriksel Deney Görüntüsü

VNS aygıtları hastalığı tedavi etmese de semptomları büyük oranda ortadan kaldırıyor. Elektrosötikleri yaygın bir tedaviye dönüştürme potansiyeli büyük ama işin zor tarafı doğru sinir devrelerini tespit edip bulmak. 12 çift kranyal sinir ve sırf beyinde 86 milyar civarı nöron bulunuyor ve bunların her biri, vücuttaki sinirler aracığıyla elektriksel mesajlar yolluyor.

Sinirleri tam anlamıyla tedavi yöntemi olarak kullanmak için, bilim insanlarının öncelikle hangi sinir hangi mesajı, vücutta hangi yollarla nereye taşıdığını öğrenmesi gerekiyor bu da taktir edersiniz ki çok kolay bir iş değil.

Elektorsötik cihazlar elbette her derde deva değil. Örneğin bakteriyel hastalıkları bu elektriksel yöntemle tedavi etmek olanaksız. Elektosötik teknolojisi, genel kullanım söz konusu olduğunda hala emekleme aşamasında ve uzun vadeli etkileri henüz belirlenmemiş.

Paylaşmak önemsemektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir